Şanlıurfa’da yaşayan şair ve yazar Mehmet Polat, Müslümanların bugünkü durumuna dair duygu ve düşüncelerini ifade eden bir şiir kaleme aldı.
Polat’ın “Müslüman” başlıklı şiirinde, Müslümanların dünyadaki mevcut konumuna dair eleştiriler dile getirilirken, tarihsel bir perspektiften sorunların kaynağına ışık tutuluyor. Şair, toplumsal uyanışa dair güçlü bir çağrıda bulunuyor ve İslam dünyasının kaybettiği asli değerleri yeniden hatırlama gerekliliğine vurgu yapıyor.
“Boz dumanlar, âfakı kararttı müslümanın
Hiçbir derde dermanı, kalmadı müslümanın”
dizeleriyle başlayan şiir, Müslümanların sorunlarına çözüm üretmekte zorlandığına işaret ediyor. Polat, şiirinde kimi zaman öz eleştirel bir tavırla mevcut durumu betimlerken, kimi zaman da inanç ve umudu yeniden canlandırmanın yollarını sorguluyor.
Şiirin bir diğer dikkat çeken kısmı ise Müslümanların dünyadaki zulümlere karşı sessiz kalmalarına yönelik eleştiridir:
“Zulme dur diyecek biri vardı, ismi müslüman
Bünyesini bozan kim veya kimler? Fikr eyle.”
Mehmet Polat, şiirinin sonunda Müslümanları özlerine dönmeye ve İslam’ın evrensel değerlerine sahip çıkmaya davet ediyor. Şair, toplumsal değişimin ancak bireysel bilinçlenme ve eylemlerle mümkün olabileceğini şu dizelerle dile getiriyor:
“Dön özüne, gör ağlıyor yer ile âsumân.”
Şiir, Türk edebiyatında toplumsal ve dini konularda kaleme alınan eserlerin önemini bir kez daha hatırlatarak okurları derin düşüncelere sevk ediyor.
MÜSLÜMAN
Boz dumanlar, âfakı kararttı müslümanın
Hiçbir derde dermanı, kalmadı müslümanın
Meşin kaplı içi boş, davul gibi gürlüyor
Sahada kaale alanı, yok müslümanın.
Yetmedi bunca devâhi, bak asırlar oldu
Yokla maziyi, ak yerler bir bir soldu
Yolunu gözleyen mazlumlar, hâlâ umutlu
“Yiğit düştüğü yerden kalkar”, hayal oldu.
Yapılan seri katliamlara nazar eyle
“Bir şey yok sanki” pot kıranları seyr eyle
Zulme dur diyecek biri vardı, ismi müslüman
Bünyesini bozan kim veya kimler? Fikr eyle.
Selin üstündeki köpüktür, bugün müslüman
İtler ürüyor, adım atmıyor şanlı kervan
Bekleyenleri var bu kutlu seyrüseferin
Varmak için, özde değişmeli müslüman.
Dertsiz olmak, müslümanın vasfı, kesin olmaz
Ayrışır yollar bir gün, etnik kimlik sorulmaz
Çöker “ebedi mahrumluk “ sis gibi araya
Kaybeder anne evlâdı, bulsa da alamaz.
Allahın yeryüzündeki halifesidir o
Ezel ebed ve mahlukatın piridir o
Hepsinden öte, kendini bildiği müddetçe
Zübde-i alem nazargâh-ı ilahidir o.
On düşün bir söyle, hata nerde ey müslüman?
Ateşin olmadığı yerde, yükselmez duman
Lekelendi ismin, yok güven veren misyonun
Dön özüne, gör ağlıyor yer ile âsumân.
Şenlenir mi baba ocağı, acep bir daha?
Gidince yiğitler; etkisiz, boş kaldı saha
Som beyinleri, tezek kurtları kemirince
Kala kaldı ortada, sahipsiz yüce dava.
Şüpheliden kaçan müslüman harama batmış
Tüm uzuvları, hakikate sıkı kapatmış
Başkasına bir yararı dokunur mu, sanmam
Farkında hiç değil, iç dünyasında boğulmuş.